Yaşamak şakaya gelmez Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi mesela Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak...
Temizlik yaptım bugün... Hem de tüm benliğimde Bütün kaslarımı,sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim. Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce. ... Görmenizi isterdim. Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış inanmazsınız. Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle. Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını. Her yere görebildiğim göremediğim her yere serptim. Atarken kırgınlıklarımı bakmadım neydi onlar diye. Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası. Bakmadım merak da etmedim. Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki. Kıskançlığımı çıkardım. Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu. Sevindim. Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum. Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde. Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum. Sıra korkularıma gelmişti. Çıkarmaya bile korktum önce. Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya. Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım. Yerini toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler. E... ne de ol...
ne çok özledim seni bilsem, daha iyi anladım sarılıp içime çekince kokunu. Okul gezisindeydin, Londra’da. nasıl şanslısın bilsen,,bu yaşında oralara gitmen. Ben 2005’tr gitmiştim Londra’ya. Babamla evlendiğimiz yıl, 20 yıl olmuş, senin kadar gezmedim bile, sen dip köşe dolaşmışsın. Biraz yorgun ama mutlu geldin, karnın da açmış, özlemişsin anne yemeklerini, taze fasülyeye bile mızmızlanmadın. Bana saraydan sabun getirmişsin, mislet gibi kokuyor, kullanmaya kıyamam, odamda solurum kokusunu, bitene kadar. Bir ailenin yanında kalmışsın, iyilermiş memnun kalmışsın, kahvaltın akşam yemeğin hatta öğlen için yanına bile bişeyler koymuş. Ama hassas oğlum helal olup olmadığını bilmediklerini yememiş. spagetti, pizza, pankek, muz, tercihler arasında Kıyafetlerinde, eşyalarında bir eksiklik car mıydı, birşeye ihtiyaç duydun mu dedim, para dedin. Para hep azdır zaten dedim oğlum, asla yeterince yoktur. Kendine nike spor ayakkabısı almışsın, 70 pound, fakemiş, parası olsaymış, daha farkl...
En sevdiği renk mor olan kadın En sevdiği kelime “asi” En sevdiği oyun incitmek beni Hıncı, çocukluktan kalma bir yara izi gibi İpleri dolaşmış uçurtmalar misali Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı Ne gidebildik kendi yolumuza Rüzgarda savruk, başına buyruk Senle ben Zamanı, yaralarla ölçen kadın Geçmişiyle kavgalı Gündüz isyankar Geceleri Tanrı’ya sığınan kız çocuğu Kırdığı kalpleri dizmiş ipe Gene en büyük zararı kendine En sevdiği ses, çocuk sesi Güneşli, billur, neşeli Oysa, yıllar var ki kendi Anne olmayı istememiş Çekip gidebilmek için bir gün Geride ekmek kırıntıları bırakarak Kuşlar yesin diye ayak izlerini Kalmasın ne bir sızı ne kalp yarası Sevişirken taşkın bir nehir Öpüşürken kor bir alev Uykusunda melek gibi masum Bakmaya kıyamadığım Kaç gece göğsünde uyuduğum Ama beraber uyanamadığım kadın İpleri dolaşmış uçurtmalar misali Ne beraber uçabildik, boşverip şu dünyayı Ne gidebildik kendi yolumuza Rüzgarda savruk, başına buyruk Senle ben Her hasretten sonra Başka başka s...
Comments